2025, belirsizliklerin azaldığı değil, arttığı bir yıl oldu. Aklına fikrine güvenilir tüm analistlerin üzerinde birleştiği konu, belirsizliklerin 2026’da da başrolde olacağı yönünde. Dünyada büyük güçler arasındaki hegemonya mücadelesinin yarattığı belirsizlik ve türbalansa, yani “yeni normal”e uygun stratejiler geliştiren şirketler önde koşma şansını yakalayabilecek.
Hakan GÜLDAĞ
EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı
Geçenlerde, Maliye Hesap Uzmanları Vakfı’nın toplantısına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ana konuşmacı olarak katılmıştı. Yılmaz konuşmasına, İtalyan düşünür Antonio Gramsci’nin Mussolini tarafından hapsedildiğinde kaleme aldığı Hapisane Defterleri’nden bir sözle başladı: “Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğmak için çabalıyor. Şimdi canavarlar zamanı...”
Cumhurbaşkanı Yardımcımızın bugünü tarif ederken başvurduğu bu söz, gerçekten de, içinde bulunduğumuz dönemi kavramak açısından kilidi açan anahtar işlevinde... Geride kalanın az çok belli olduğu ancak neyin gelmekte olduğunu da zihin gözümüzün net olarak seçemediği özel bir dönemdeyiz. 2025, artan jeopolitik gerilimler, küresel ekonomiyi enflasyon dalgalanmaları ve politika belirsizlikleri nedeniyle yeni bir döneme girildiğinin güçlü işaretlerini taşıyan bir yıl oldu. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından şekillenen “liberal dünya düzenini” kökünden sarsan gelişmeler “yeni normal” olarak kabullenilmeye başlandı bile...
Bir dönemin hakim “oyun kuralları” olarak tanımlayabileceğimiz paradigmanın değiştiği bu dönemde şirketler, geleneksel büyüme modellerini terk ederek daha dirençli, daha çevik ve daha proaktif stratejilere yönelmek zorunda kalıyor. Riskleri minimize ederken, sürdürülebilirliğe odaklanmış fırsatları önceleyen yeni paradigmanın yeni stratejileri konusunda öne çıkan 5 temel başlık şöyle:
RİSK DEĞERLENDİRME VE İZLEME:
Risk değerlendirme ve izleme konusu ya da bir tür risk okuryazarlığı önümüzdeki dönemin yükselen değerlerinden biri olacak. Şirketler, jeopolitik riskleri erken tespit etmek için kaynaklarını artırmak zorunda. Bu, ekonominin yanı sıra jeopolitik ve jeoekonomik alanda da risk analizlerine dayalı erken uyarı sistemleri kurmak, tedarik zincirlerini yeniden haritalamak ve senaryo planlaması yapmak anlamına geliyor.
ÇEŞİTLENDİRME VE YERELLEŞTİRME:
Tek bir ülkeye veya tedarikçiye bağımlılığı azaltmak bu dönemde kritik önem taşıyor. Tedarik zincirlerini kısaltmak (nera-shoring) ve tedariki güvenilir müttefik (friendshoring) noktalara kaydırmak kaçınılmaz bir değişim süreci olarak şekilleniyor.
DİRENÇ VE KORUMA ÖNLEMLERİ:
Azaltılamayan riskleri izole etmek için koruma halkası oluşturulması gerekiyor. Veri, bilişim teknolojileri altyapısı ve operasyonlar tek coğrafyada yoğunlaştırmak riske açık bir yapı oluşturacağından, bu yapıların sanal yedeklerinin oluşturulması riskleri azaltacaktır.
HIZLI YANIT VE SENARYO PLANLAMASI:
Beklenmedik olaylar ve gelişmelere karşı periyodik kriz tatbikatları yapılması önemli olacak. En İyi/Vasat/En Kötü olası senaryoların modellenmesi ve güncellenmesi, fırsatlara daha hızlı erişim ve büyüme sınırlamalarını aşmada önemli bir işlev görebilir.
LİDERLİK, YÖNETİŞİM VE YATIRIM ODAKLI YAKLAŞIM:
Sadece bilgi birikimi ve deneyim değil, vizyoner liderlik daha değerli hale geldi. Belirsizlikleri analiz etme, buna göre de etkili, esnek ama tutarlı stratejiler oluşturma yetisi rekabette önemli avantaj unsuru olarak kabul ediliyor.
Özetle, “yeni normal” diye adlandırdığımız bu dönemde başarı, herzamankinden daha çok riskleri fırsatlara dönüştürebilme kapasitesinden geçiyor.
